Senin Hikayen

Paylaş92Senin hikayen Gün geçmiyor ki yeni bir sabaha kötü bir haberle uyanmayalım. Yine böyle bir haberle uyandığımız bir

Paylaş

Senin hikayen

Gün geçmiyor ki yeni bir sabaha kötü bir haberle uyanmayalım. Yine böyle bir haberle uyandığımız bir sabahta Antalya Kadın Girişimci Kurulu’nun davetlisi olarak yollardaydık. Bizler, iş hayatına yeni girmiş girişimci kadınlara rol model olarak davetliydik. Amaç, hayat hikayelerimizi ve iş hayatında yaşadığımız zorlukları onlarla paylaşarak ‘’Sen de başarabilirsin!’’ demekti.  Sanayi ve Ticaret odasına vardığımızda ışıl ışıl parlayan gözlerle karşılayan kadın girişimcilerin pozitif enerjisi sayesinde sabahki havamızdan bambaşka bir havaya bürünüyoruz.

Ve başlıyoruz hikayelerini dinlemeye…

O da ne! Biz yeni girişimciler beklerken, karşımızda iş hayatında oldukça yol kat etmiş başarılı iş kadınları buluyoruz;

Tursun teyze mesela… Evet evet ismini ben yanlış yazmadım, sanırım nüfus memuru yanlış yazmış ve öyle kalmış. Tursun teyze Antalya’nın dağ köylerinden birinde yaşıyor keçi besliyor ve keçi sütünü satarak ailesinin geçimini sağlıyor. Çokta başarılı. Talep edilen süt miktarı her geçen gün arttığı gibi o da keçilerinin sayısını arttırıyor. Sadece süt satmakla yetinmeyip peynir ve yoğurt üretmeye başlıyor. Ama çok büyük bir sıkıntısı var; köyünde elektrik yok! Tursun teyze pes etmiyor, sanayi odasına geliyor, araştırmaya başlıyor ve güneş enerjisinden elektrik üretmek için proje yazıp hibe ile köyüne elektrik getiriyor. Sonrası mı? Sonra tabi ki kim tutar Tursun teyzeyi. Her geçen gün çiftliği büyümeye devam ediyor.

Sırada Havva Hanım var. Maddi imkansızlıklar nedeniyle evlere temizliğe gitmeye başlayan ve sonrasında kendi adına bir temizlik şirketi kuran harika bir kadın daha…

Ve Ayşegül. Her gün Google’a giriyorum ve birşeyle araştırıyorum diyor. Bir gün aklına Google’a ‘’Türkiye’de henüz keşfedilmemiş işler neler ?’’diye sormak geliyor. Aa o da ne, Google da ona cevap veriyor:  solucan gübresi. Ve Ayşegül sıvıyor kolları solucan gübresi üretmeye…

Ve daha bunun gibi onlarca kadının başarı hikayesi… Bizler de hikayemizi anlatıp birlikte ortak noktalar bulup tartışıyoruz. Ve umutla dolup güzel İzmir’imizin yolunu tutuyoruz.

Bu hikayeler sadece Antalya’da değil elbet. Türkiye’nin dört bir yanında muhteşem kadın girişimci hikayeleri var.

Dünyaca ünlü Türk havlularını organik olarak üretip satan Nur Hanım mesela; 25 yıl önce geçimini sağlamak için bazlama yapmaya başlayıp bugün 41 çeşit Anadolu lezzeti üreten ve 300 kadına istihdam sağlayan Fatma Hanım gibi; mekanının bir bölümünü spor, bir bölümünü dans salonuna dönüştüren ve diyetisyen kontrolünde hazırlanan menülere sahip diyet temalı restoranıyla Büşra gibi daha nice nice güzel başarı öyküleri var…

Anlatmaya kalksak hepsi ayrı roman olur.

Her geçen gün çığ gibi büyüyen bu başarı hikayelerinin altında şüphesiz kadının hangi koşulda olursa olsun umudunu kaybetmeden anaç güdüleriyle üretmeye devam etmesi yatıyor. Tıpkı içinde bir hayat büyütmesi gibi; üreten kadın sadece kendisine değil çevresine de değer katıyor.

Kadın girişimciliği hikayelerini dinlemeyi seviyoruz çünkü bize ilham veriyor. Peki hayalleri olup henüz harekete geçmeyen kadınlarımız? Onlar sadece başkalarının hikayelerini dinlemek ve ilham almakla mı yetiniyor? Daha önceki yazılarımda her girişimcilik hikayesinin bir hayalle başladığını anlatmıştım. Hayaller, tutku ve çok çalışma başarıyı getiriyor. Fakat kadınlarımızın toplumsal ön yargılardan ve baskılardan kendisini soyutlayıp hayallerinin peşine düşmeleri için harekete geçmeleri kritik bir aşama. Bu aşamada anlatılan diğer girişimcilik hikayeleri kadınlarımızı motive de edebilir “ben bu kadarını yapamam” gibi bir yanlış algıya da sürükleyebilir.

Günümüzde pek farkında olunmasa da bilgi konusunda bir açgözlülüğümüz söz konusu. Her şeyi daha çok bilmek istiyoruz ama uygulanmayan bilgi toksik bilgidir. Fayda getireceğine zarar da verebilir. Bir şeyi bilmek ama yapamamak başlı başına bir umutsuzluk sebebi olabiliyor. Zaten o nedenle demezler mi “cehalet mutluluktur” diye. Oysa mutluluğu getiren cehalet değil; zihinde boşu boşuna durmayıp uygulamaya geçen, “bedenin bildiği” bilgidir. Bu bakış açısını kadınlarımızın girişimcilik konusundaki motivasyonlarına uyguladığımızda kendilerine ilham olacak ve bilgi sağlayacak pek çok kaynak olduğunu görüyoruz. Bu kaynakların girişimcilerimizi harekete geçirecek bir etki yaratması için kadınlarımızın kendi hikayelerini yazmaya teşvik etmemiz gerekiyor.

Çünkü her kadın girişimciliği röportajında aynı şeyi görüyoruz: Gözlerinin içi parlayarak kendi girişimcilik öykülerini anlatan kadınlar… En önemlisi de annelerini rol model alan mutlu çocuklar ve mutlu aileleri.

Anlatılan her hikaye gerçekleşen bir hayal demek. Kadınlarımızın hayallerinin gerçeğe dönüşmesi için artık kendi hikayelerini yazmaya teşvik edelim. Daha çok başarı hikayesi, daha çok gözde parıltı, daha çok umut…

http://www.guncelkadin.com.tr/gulcin_guloglu_senin_hikayen-l-1-sayfa_id-676-y-678-id2-12578

Pin It